Hutbetul-Hâce

7 Şubat 2021

Şüphesiz hamd, Allah içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin  şerrinden  ve amellerimizin kötülerinden O’na  sığınırız.

Allah kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak  yoktur! Kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur!

Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O’nun Kulu ve Rasulüdür.

“Ey  iman edenler! Allah’tan sakınılması  gerektiği  gibi sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün!” (Âl-i İmran Sûresi 102)

“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden korkun! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının! Şüphesiz Allah, üzerinizde gözetleyicidir. ” (Nisa Sûresi 1)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın!
Kim Allah ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb Sûresi 70, 71)

Bundan sonra: Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalâlettir, her dalâlet ateştedir!

Muhdes: Dinden olmayan şeyin din adına çıkarılmasıdır.

Hutbetu’l-Hâce: Bu  duayı,  Cuma hutbelerinde ve tüm konuşmalarında okuyan Rasulûllah (Sallallahu Aleyhi ve Selem) bizzat ashabına da öğretmiştir.

Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Sesle Okumak

7 Şubat 2021

Ebû Hureyre’nin (radıyallahu anh) işittiğine göre Rasûlullah ﷺ şöyle demiştir:

Allah, güzel sesli Peygamber’in Kur’ân’ı açıktan ve ahenkli bir şekilde okumasına
kulak verdiği gibi başka hiçbir şeye kulak vermemiştir.

(M1847 Müslim, Müsâfirîn, 233; B5024 Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 19)

Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasûlullah ﷺ ona:

Sana, Davud’un ailesine verilen güzel seslerden verilmiş, demiştir.

Rasûlullah ﷺ Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin Kur’ân okuyuşunu dinlediğinde pek duygulanmış ve bu hadisi ifade buyurmuştur.

Hadiste her ne kadar Davud ailesi denilmişse de, şârihler burada Davud (aleyhisselam)'ın kastedildiğini söylerler.

Müslim’in diğer bir rivayetinde Rasûlullah ﷺ O'na: Dün gece senin Kur’ân okumanı dinlerken, beni görmeliydin, buyurmuştur.

(M1852 Müslim, Müsâfirîn, 236)

Berâ b. Âzib’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:

Rasûlullah'ın ﷺ yatsı namazında Tîn sûresini okuduğunu işittim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim.

(M1039 Müslim, Salât, 177; B769 Buhârî, Ezân, 102)

Ebû Lübâbe Beşîr b. Abdü’l-Münzir’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre
Rasûlullah ﷺ şöyle demiştir: Kur’ân’ı güzel sesle ve ahenkle okumayan bizden değildir.

(D1471 Ebû Dâvûd, Vitir, 20)

İbn Mes’ûd (radıyallahu anh) anlatıyor:

Bir gün Rasûlullah ﷺ “Bana Kur’ân oku!” diye emir buyurdu. “Yâ Resûlullah, Kur’ân sana nâzil olmuşken
ben nasıl sana Kur’ân okuyayım?” dedim. Rasûlullah’ın ﷺ: “Ben Kur’ân’ı başkasından dinlemeyi severim.”
buyurması üzerine, kendisine Nisâ sûresini okumaya başladım.

“Her ümmetten şahit getirdiğimiz ve onlara da seni şahit kıldığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak?” mealindeki âyet-i celileye (Nisâ Sûresi, 4/41) geldiğimde: “Şimdilik bu kadar (okuman) yeter”, buyurdu. Baktım ki, gözlerinden yaşlar akıyordu.

(B5050 Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 33; M4867 Müslim, Müsâfirîn, 247)

Tavus'tan; Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu:

"Allah Azze ve Celle'den haşyet duyan /saygıyla korkan birinin Kur'ân okuması kadar lezzetli ve güzel bir okuyuş yoktur."

📚 İbn Mübârek, Kitabu'z-Zühd 113

İlmin Âfeti - Kibir

7 Şubat 2021

Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İlmîn âfeti, sallana sallana kibretmektir.”

Âlim, hemen ilmin şerefiyle şereflenmek ister. İlmin cemâl ve kemâliyle süslendiğine inanır. Kendi kendini büyük görerek insanları hakir görmeye başlar. Onları techîl (câhillikle itham) eder, hattâ onlara hayvan nazarı ile bakmaya başlar. Onlardan her yerde hürmet ve saygı bekler. Gördüğü hürmet ve saygıyı kendi hakkı olarak telâkki eder. Onlar onun hakkında iyi dedikleri hâlde o, onlar hakkında iyi demez. Onlar ziyaretine geldikleri hâlde, o gitmez. Onları kendi işinde çalıştırır. Tembelleşen olursa ona kızar ve onlardan muhtelif karşılıklar bekler. Bu, ilmiyle dünyalık hususundaki kibridir.

Âhiret ile alâkalı olarak da ilmi sayesinde kendini herkesten daha ziyâde Allah'a yakın ve kendini üstün kabul ederek başkaları hakkında daha çok endişeli ve kendini daha çok emniyetli hisseder. Bu gibilere âlim demektense câhil demek daha doğrudur.

Gerçek ilim insânın kendisini ve Rabbini bilip son nefes tehlikesinden korkması, Allah'ın âlimlere hücceti ve ilmin tehlikelerini bilmesidir.

Bu hakiki ilim, insânın emniyette olmasını değil, kulun Allah'tan   korkusunu, tevazu  ve huşûunu arttırır.

İlim nimetinin şükrünü ödemediği ve Allahu Teâlâ'nın: “Bu ilim ile ne yaptın?” diye kendisini sorguya çekeceğini düşünerek herkesi kendinden hayırlı görmesini gerektirir.

Bunun için Ebû'd-Derdâ (radıyallahu anh):

“İlmi çoğalan kimsenin sancıları çoğalır.”demiştir ki bu, dediği gibidir.

O hâlde bâzı kimselerin bilgilerinin çoğalması ile kibir ve emniyetlerinin de artmasının sebebi nedir? Dersen: Bilmiş ol ki; bunun da iki sebebi vardır:

1-  Meşgul olduğu ilmin asıl ilim olmamasıdır.

Asıl ilim, kulun, kendini ve Rabbini bildiği ve Allah'a mülakat arzu ve korkusunu bildiren ilimdir. Bu ilim, kibir ve emniyeti değil, haşyet ve tevazuu artırır.

2- Ahlâkı bozuk ve kalitesi düşük olduğu hâlde ilme dalmaktır.

Kula herşeyden önce lâzım olan, nefis mücâhedesiyle ahlâkını güzelleştirmektir. Bu adam çeşitli mücâhede yolları ile nefsini düzeltip kalbini temizlememiş, Allah'a kulluğa razı olmamış, kalbi pislik içinde kalmış, bu hâli ile hangi ilim ile meşgul olursa olsun, elde ettiği ilim pis bir kaba girer. Bu sebeble iyi bir semere vermez, eseri iyilikte görülmez.

İbn Abbâs (radıyallahu anh) diyor ki: “Bel'am'e ilim verildi. O, yeryüzündeki şehvetlere dadandı. İşte o, köpek gibidir. Terk edersende ürer, kovalarsan da ürer, yani hikmet versen de vermesen de o şehvetini terk etmez.”

İşte âlime bu tehlike yeter. Acaba şehvetine uymayan hangi âlimdir? Yapmadığı iyilikleri emretmeyen bir âlim var mıdır?

Ne zaman ki, bir âlim câhile nisbetle kendisini üstün görmeye başlarsa, içinde bulunduğu bu büyük tehlikeyi düşünsün. Bunu düşününce, câhile nisbetle mevkii üstün olduğu gibi, tehlikesinin de o nisbette büyük olduğunu anlar. Bu âlim, hayâtı tehlikede olan bir hükümdar gibidir. Hükümdarı yakalayıp öldürecekleri zaman: “Keşke yoksul bir ayak  takımı olaydım da bu tehlike ile karşılaşmasaydım.” der.

Allah korusun, nice âlimler var ki: Kıyamet günü karşılaşacağı cezayı göreceği zaman: “Keşke câhil olsaydım.” diyecektir.
İşte bu tehlike, âlimi kibirden men'eder. Zîra cehennemlik ise domuz ondan kıymetlidir. Daha nasıl kibredebilir?
Bir defa bir âlim, bir an olsun, kendini sahabelerden üstün görmeye yeltenmemelidir.

Hâlbuki sahabenin (radıyallahu anh) bâzıları: “Keşke annem beni doğurmasaydı.” diğeri eline aldığı çer-çöpü göstererek:
“Keşke böyle bir çöp olsaydım”, başka biri de: “Keşke hiç bir şey olmasaydım.” demiş ve bütün bunlar, akıbetin tehlikesinden dolayı sarf edilmiştir. Bir âlim bu tehlikeleri inceden inceye düşünürse, kendiliğinden kibir hastalığından kurtulur.

Bir gün Huzeyfe cemâate namaz kıldırıp selâm verdikten sonra: “Artık bundan sonra ya başka imam bulur veya namazınızı münferid (tek) kılarsınız. Ben bir daha imamlık yapmam. Çünkü namaz kıldırırken aklımdan: “Bu cemâatte benden daha liyakatlisi yok”diye bir şey geçti. Bu ise kibir alâmetidir. Binâenaleyh bu vazifeyi bir daha yapmam.” dedi.

Huzeyfe gibi bir zât bu tehlike ile kendini karşı karşıya görürse, ya sonradan gelen bu zayıf karakterli insanların hâli ne olur?

“Kula, din kardeşini hakîr görmesi kötülük olarak yeter.”

Benî İsrail'den biri yolda giderken bir âbidin boynuna bastı. Âbid: “Kaldır ayağını, vallahi, Allah seni afvetmez, dedi.

Allahu Teâlâ ona: “Ey benim adıma yemîn eden âbid, onu değil, seni afvetmem” buyurdu.

Hasan-ı Basrî bir sohbetinde şöyle dedi: Sof giyen sofilerin kibri, işlemeli kumaş giyenlerin kibrinden daha şiddetlidir, işlemeli ve kıymetli kumaşlar giyen, kendini sof giyenden üstün görürken, sof giyen de kendini ondan daha üstün görür. Âbidlerin çoğu bu âfetlerden kurtulamaz. Birisi kendisiyle alay ettiği veya kendisine eziyyet ettiği vakit: “Benimle alay ve bana eziyyet edenleri elbette Allah af etmez” derde bu sebeble Allah'ın gazabına uğrar. Çünkü aynı eziyet başkasına yapılsa bunu aynı seviyede görmez.

Zîra kendisine üstün bir mevkî tanımaktadır. Bu ise kibir, ucb ve gururu bir araya toplayan bir cehalettir. 

Hattâ bâzılarının ahmaklık ve cehaleti o dereceye yükselir ki, kendisine eziyet edenler hakkında: “Onların başına gelecek felâketi yakında görürsünüz.” diyecek kadar ileri gider. Bu arada adam gerçekten bir felâkete uğrarsa onu kendi kerametine hamleder ve Allahu Teâlâ'nın kendi nâmına ondan intikam aldığını sanır. Hâlbuki diğer taraftan Allah ve Resulüne sövenler, peygamberlere   eziyet edenler, hattâ onları dövüp öldürenler olduğu hâlde çoklarına mühlet verip onları dünyâ da muazzeb etmediğini ve hatta bu cürümlerden sonra müslüman olanları af edip dünya da cezalandırmadığı gibi, Âhirette de cezalandırmayacağını görür ve bilirde Allah katında kendisini peygamberlerden üstün saymaya yeltenir. Allah peygamberlerinin intikamını almadığı hâlde kendi intikamını aldığını sanır. Bu haliyle, yani kibir ve ucb ile Allah'ın gazabına uğramışken ondan habersiz kalır.

İşte aldanmışların hâli budur.

Amelî ilâcına gelince; kibrin ameli cihetden tedavisi, Allah için ve bütün insanlar için tevazu' göstermek ve tevazu ahlâkına devamla mümkündür.

(Kaynak: es-Suyûtî - Câmiü's-Sağir, 29-32)

Dili Korumak ve Susmanın Fazileti

7 Şubat 2021

Süfyan Bin Abdullah Bin Rebia'den; “Dedim ki; “Ey Allah’ın Rasulü! Bana senden sonra kimseye sormayacağım,
İslam’ın emirlerinden bir şey haber ver!” Buyurdu ki; “Allah’a iman ettim de ve sonra dosdoğru ol”
Dedim ki; “En çok neyi sakınayım?” Bunun üzerine eliyle dilini işaret etti.

[İbn Ebid Dünya Kitabus Samt (s.174, no:1) Müslim (1/65) Tirmizi (zühd 4/607) Ahmed (3/413) İbn Mace (3972) İbn Hibban (2543) Hakim (4/313) Hatib Tarihu Bağdat (2/370) sahihtir.]

Ukbe Bin Amir (radıyallahu anh)’den; “Dedim ki “Ey Allah’ın Rasulü! Kurtuluşu nasıl elde ederiz?”

“Diline sahip ol, evin sana geniş gelsin (evinde otur) ve bir de hataların için ağla buyurdu”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.175, no:2) Tirmizi (zühd 4/605) Ahmed (5/259) Ahmed Zühd (s.15) İbnül Mubarek Kitabuz Zühd (s.43 no:134) Hennad Bin es Seri Kitabuz Zühd (105) Mecmeuz Zevaid (10/299) Metalibul Aliye (3/190 no:3221) İsnadı “Hasen”dir.]

Sehl Bin Sad esSaidî’den; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Kim bana iki dudağı arasındakini ve iki bacağı arasındakini (onları günaha bulaştırmayacağını) garanti ederse, bende ona cennete gireceğine kefil olurum ”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.176, no:3) Buhari (7/184) Tirmizi (4/606) Ahmed (5/333) Hakim (4/358) sahihtir.]

Bu hadisin manası şudur; “Kim dilinin hakkını konuşulması gereken yerde konuşmakla, gerekmeyen yerde susmakla eda ederse ve fercini helal ilişkide kullanıp, haram olan zinadan korursa, bu şekilde de onun hakkını eda ederse, cennete girer” [Fethul Bari(11/309)]

Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’den; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e insanların cennete en çok hangi sebep ile girdikleri soruldu” Buyurdu ki; “Allah’tan korkmak ve güzel ahlak” ve insanların en çok hangi sebeple cehenneme gireceği soruldu.
Buyurdu ki; “İki boşluktur; ağız ve ferc”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.177, no:4) İbni Ebid Dünya Kitabul Vera (13) Buhari Edebül Müfred (s.130 no:294) Tirmizi (4/363) İbni Mace (4246) Ahmed (2/392) Ahmed Kitabuz Zühd (s.397) Hakim (4/324) İsnadı Hasendir.]

Muaz Bin Cebel’den; “Dedim ki Ey Allah’ın Rasulü! Söylediğimiz şeylerden mesul tutulacak mıyız?”
Buyurdu ki; “Anan seni düşüreydi ey Muaz! İnsanlar cehenneme burunları üzere ancak dillerinden çıkanlar sebebi ile yuvarlanmıyorlar mı?

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.179, no:6) Tirmizi (5/12 no:2613) İbni Mace (3972) Ahmed (5/231) Hennad esSeriy Zühd (102103) sahihtir.]

Süfyan Bin Abdullah es Sekafi'den; “Dedim ki; “Ey Allah’ın Rasulü! bana (İslam’ın emirlerinden) tutunacağım bir şey söyle!” Buyurdu ki; “Allah’a iman ettim de ve sonra dosdoğru ol” Dedim ki; “Ey Allah'ın Rasulü! Benim hakkında en çok korktuğun şey nedir?" Bunun üzerine eliyle dilini tuttu ve; "bu" dedi.

[Kitabus Samt (7) Tirmizi (4/607) İbn Mace (3972) Ahmed (3/413) İbni Hibban (mevariduz zaman2543) Hakim (4/313) sahih ligayrihi.]

Muaz (radıyallahu anh)'den; "Dedim ki; "Ey Allah'ın Rasulü! En faziletli amel hangisidir?" bunun üzerine Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) dilini çıkardı ve parmağını üzerine koydu."

[Kitabus Samt (8) Iraki elMuğni ( 3/94) isnadında Şehr Bin Havşeb adlı meşhur zayıf ravi vardır. Fakat o yalan ile itham edilmiş değildir. Bu rivayet şahit getirmeye uygundur.]

Enes (radıyallahu anh)’den; “Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Kulun kalbi dosdoğru olmadıkça imanı dosdoğru olmaz. Dili dosdoğru olmadıkça, kalbi dosdoğru olmaz. Kişi, komşusu kendisinin kötülüğünden emin olmadıkça cennete giremez.”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.182, no:9) Ahmed (3/198) Hennad Zühd (106) Iraki el Muğni ( 3/94) Zübeydi İthaf (7/451) isnadı hasendir. Senedinde Ali Bin Mes’ade vardır. O saduktur, vehimleri vardır. (Takribut Tehzib 2/44) İbni Hibban; “Tek kaldığında huccet olmaz” İbni Main; “Basralılardan rivayetinde beis yok” dedi. (Tehzib 7/382)]

Abdullah Bin Amr (radıyallahu anhuma)’dan; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Susan kurtulur”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.183, no:10) Tirmizi (4/660) İbni Hacer Fethul Bari (11/309) Darimi (2/299) Ahmed (2/159, 177) İbnul Mubarek Zühd (s.130 no:385) İbni Vehb Cami (1/49) Münziri Tergib (4/9) Begavi Şerhus Sünne (14/318) Gazali İhya (3/93) Zübeydi İthaf (7/499) ravileri güvenilirdir. Merfu olarak ta rivayet edilmiştir.]

Ebu Said el Hudri Radıyallahu anh, Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor;

“Ademoğlu sabahladığı zaman, bütün organları dile isyan ederek derler ki; “Bizlerin hakkımızda Allah’tan kork! Şüphesiz sen doğru olursan bizler de doğru oluruz ve sen eğri olursan bizler de eğri oluruz.”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (s.185,no:12) İbni Ebid Dünya Kitabul Vera (9) Tirmizi (4/606) Ahmed (3/95) Ahmed Zühd (s.195) Hennad Zühd (103) Zübeydi İthaf (7/451) Iraki elMuğni (3/94) Mevkuf olarak hasendir.]

Zeyd Bin Eslem Radıyallahu anh’den; “Ömer Bin el Hattab (radıyallahu anh), Ebu Bekr (radıyallahu anh)’a uğradığında onu dilini uzatmış halde gördü. Dedi ki; “Ne yapıyorsun ey Allah Rasulünün halifesi?” Dedi ki; “İşte bu beni ne hallere soktu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Vücutta dilin hiddetinden dolayı Allah’a şikâyetçi olmayan bir organ yoktur.”

[İbni Ebid Dünya Kitabus Samt (13) Ebu Yala Müsned (1/4) İbni Sünni Amelül Yevme vel Leyle ( 7) İbni Ebid Dünya Kitabul Vera (465/2) Ebu Bekr Bin Nakur Fevaidul Hisan (133/1) Ebu Nuaym Ruvvat An Said Bin Mansur (209/1) Beyhaki Şuab (9/65) Heysemi Mecma (10/302) Münziri Tergib (3/534) Suyuti Camiul Kebir (1/1060) Zübeydi İthaf (7/452) Hasendir.]

Muhammed bin Yezid Bin Huneys şöyle demiştir; “Ziyaret etmek için Süfyan es Sevri (rahimehullah)’ın yanına girdiğimizde, Said Bin Hassan da içeri girdi. Süfyan ona dedi ki; “Bana Ümmü Salih Safiye Binti Şeybe’den, O da Ümmü Habibe (Radıyallahu anha)’dan; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir; “Ademoğlunun, iyiliği emretmesi, kötülükten sakındırması ve Allah’ı zikretmesi dışında her sözü kendi aleyhinedir”

Bunun üzerine bir adam; “Bu ne kadar ağır bir söz!”dedi.

Süfyan dedi ki; “Bunun neresi ağır? Allah Teala; “O gün, Rahman’ın izin verdiğinin ve sözünden hoşlandığının dışındakilere şefaat fayda vermez”(Nebe Sûresi 38) buyurmuyor mu?

Başka bir ayette; “Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka, yahut bir iyilik veya insanların arasını düzeltmek isteyen müstesna” (Nisa Sûresi 114)

Yine şöyle buyurmuyor mu; “Allah’ın katında O’nun izin verdiği dışında, şefaat da fayda vermeyecektir…”(Sebe Sûresi 23)”

[İbni Ebid Dünya Samt (s.188, no:14) Tirmizi (62, 4/608) ibni Mace (2/1315) Ahmed Zühd (s.22) İsnadı Hasendir.]

Salim Bin Ebil Ca’d’den; “İsa Aleyhisselam dedi ki;  “Hatalarına ağlayana, dilini koruyana ve evini geniş tutana ne mutlu!”

[İbni Ebid Dünya Samt (s.189, no:15) İbnül Mübarek Zühd (s.40 no:124) Ahmed Zühd (s.55, 156) İbn Hibban Ravzatul Ukala (s.53) Hennad Zühd (105) Zübeydi İthaf (7/456) İsnadı sahihtir.]

Abdullah Bin Mes’ud (radıyallahu anh) dedi ki; “Kendisinden başka İlah olmayan zata yemin olsun ki, yeryüzünde dilden daha uzun süre hapsedilmeye layık bir şey yoktur.”

[İbni Ebid Dünya Samt (s.190, no:16) İbnül Mubarek Zühd (s.129 no:184) Ahmed Zühd (s.162) Hennad Bin esSeri Zühd (103) Mecmauz Zevaid (10/103) Ebu Nuaym Hilye (1/134) İbni Hibban Ravzatul Ukala (s.48) Ebu Ubeyd Kitabul Emsal (s.39 no:18) Askeri Cemheratul Emsal (1/22) Zemahşeri Mustaksa (2/324) İsnadı sahihtir.]

Şakik Bin Seleme’ den; “Abdullah Bin Mes’ud (radıyallahu anh) Safa’da telbiye getiriyor, bir yandan da şöyle diyordu;
“Ey dil! Ya hayır konuş kazançlı çık veya pişman olmadan önce (susup) dinle ve selamette ol.”
Dediler ki; “Ey Abdurrahman’ın babası! Bu senin söylediğin bir şey mi, yoksa işittiğin bir söz mü?”
Dedi ki; “Hayır! Bilakis Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim;
“Âdemoğlunun en çok hatası dilinden kaynaklanır.”

[Kitabus Samt (18) Hennad Zühd (104) Suyuti Hüsnüs Semt (s.2 no:32) İhya (3/100) Taberani (3/78) Ebuş Şeyh Ehadis (10/2) İbni Asakir (15/389) Elbani Sahiha (2/60) Tergib (4/8) Keşful Hafa (1/426) Zübeydi İthaf (7/469) Hasendir.]

İbni Ömer’den; Rasulûllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “Kim dilini (insanların malından ve namusundan) men ederse, Allah Azze ve Celle onun ayıplarını örter. Kim kızgınlığına hâkim olursa, Allah Azze ve Celle onu azabından korur. Kim de Allah’a mazeretini arz ederse, Allah Azze ve Celle özrünü kabul eder.”

[Kitabus Samt (21) İbnül Mübarek Zühd (745) İhya (2/94) Zübeydi İthaf (7/4529) Hasendir.]

Muaz Bin Cebel dedi ki; “Ey Allah’ın Rasulü ! Bana tavsiyede bulun” Buyurdu ki; “Allah’a O’nu görür gibi ibadette bulun. Kendini ölülerden say. Dilersen sana, kendisiyle bunlara sahip olabileceğin şeyi göstereyim.” Rasulûllah (Sallallahu aleyhi ve sellem), eliyle dilini gösterdi ve buyurdu ki; “İşte budur.”

[Kitabus Samt (22) Benzerleri; Ahmed (2/343) Ebu Nuaym Hilye (6/115,8/202) Münziri Tergib (4/243) Suyuti Camiul Kebir (2/606) Gazali İhya (3/94) Zübeydi İthaf (7/453) Elbani Sahihul Cami(1/344) 42 Kitabus Samt (23) isnadı sahihtir.]

Abdullah Bin Amr dedi ki; “Bir delil üzere olmadığın şeyi bırak, seni ilgilendirmeyen şey hakkında konuşma, gümüşünü (paranı) koruduğun gibi dilini muhafaza et.”

[Kitabus Samt (24) İbnül Mübarek Zühd (s.29 no:89) Hennad Zühd (v.103) İbni Hibban Ravzatül Ukala (s.55) Ebu Nuaym Hilye (1/288) Zübeydi İthaf (7/457) ravileri güvenilirdir.]

Abdullah Bin Amr‘dan; Rasulûllah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim; “Müslim; Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kimsedir. Muhacir; Rabbinin hoşlanmadığı şeylerden uzaklaşan kimsedir.”

[Kitabus Samt (25) Buhari (1/8) Müslim (1/65) Ebu Davud (cihad 3/4) Darimi (2/300) Hennad Zühd (v.105) Zubeydi İthaf (7/456) sahih li gayrihi.]

Ebu Said el Hudri’den; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

“Kim helal kazanır, sünnet ile amel eder ve insanları kendisinin kötülüklerinden güvende kılarsa, cennete girer.”

[Kitabus Samt (26) Tirmizi (4/669) Hennad Zühd (v.106) Hakim (4/104) Tergib (1/74) İbnül Cevzi İlelül Mütenahiye (2/749) Hakim “sahih” demiş, Zehebi doğrulamıştır. Ancak ravilerden Ebu Bişr meçhuldür.]

Sufyan Bin Suleym’den; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
“Dikkat edin! İbadetlerin en kolayını ve bedene en hafif gelenini haber vereyim mi? Susmak ve güzel ahlaktır.”

[Hasendir. Kitabus Samt (27) Hennad Zühd (v.105) Suyuti Hüsnüs Semt (5) Dürrül Mensur (2/75) Gazali İhya (3/95) Zübeydi İthaf (7/453) Bu rivayetin ravileri güvenilir olup, Tabiinden olan Safvan Bin Suleym, sahabi ismi zikretmeden rivayet ettiği için mürseldir. Ancak Hennad Bin es Seriy Zühd’de ve Ebuş Şeyh yine aynı eserinde Ebud Derda Radıyallahu anh’den merfuan rivayet etmiştir.]

Enes Radıyallahu anh’den; Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
“Mü’min insanların kendisinden güvende olduğu kimsedir. Müslim; Müslümanların elinden ve dilinden selamette kaldığı kimsedir. Muhacir; kötülüklerden uzaklaşan kimsedir. Nefsimi elinde tutan Zat’a yemin ederim ki, kul, komşularını kötülüklerinden güvende kılmadıkça cennet’e girmez.”

[Kitabus Samt (28) Ahmed (3/154) Ahmed Zühd (s.394) Bezzar (Keşful estar; 1/19 no=21) Heysemi Mecmauz Zevaid (1/54) sahihtir.]

Cabir (radıyallahu anh)’den; “Bir adam Rasulûllah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e “Hangi İslam en faziletlidir?” diye sordu.
 Buyurdu ki; “Müslümanları, elinden ve dilinden selamette kılanın ki.”

[Kitabus Samt (29) Buhari (1/9) Müslim (1/66) Tirmizi (4/661) Darimi (2/299) Hennad Zühd (v.106) sahihtir.]

Bu hadiste soran kimsenin murad ettiği;  “İslam’ın en faziletli tarifi hangisidir” şeklindedir. Nitekim Müslim’in rivayetinde;
“Müslümanların hangisi daha faziletlidir?” diye sorulduğu varid olmuştur. Yani en faziletli haslet sorulmaktadır. Yine bu hadiste “İman artar ve eksilir” diyen kimse için bir delil mevcuttur. Böylece Müslümanların İslâm’a bağlı sıfatlarından bazılarıyla birinin diğerine göre daha faziletli olabileceği sabit olmaktadır.” [Bkz; İbni Hacer el Askalani Fethul Bari(1/55)]

Vehb Bin Münebbih’den; “Şu Davud Aleyhisselam ailesinin hikmetlerindendir; “Akıl sahibi kimseye; zamanı (nın insanlarını) tanıması, dili koruması ve işine yönelmesi bir vazifedir.”

[Kitabus Samt (31) İbni Ebid Dünya Kitabul Akl (s.15) İbnül Mübarek Zühd (s.105 no:313) Hennad Bin es Seriy (v.111) Gazali İhya (3/95) Zübeydi İthaf (7/456) isnadı hasendir.]

Hasen el Basri dedi ki; “Dilini korumayan dininde akıl sahibi değildir.”

[Kitabus Samt (34) İbni Hibban Ravzatul Ukala (s.47) Gazali İhya (3/95) Zübeydi İthaf (7/456) ravileri güvenilirdir.]

el Evzai’den; “Ömer Bin Abdülaziz (rahimehullah) bize bir mektup yazmıştı. Mekhul ile benden başkası onu ezberlemedi; Mektup da şöyle yazıyordu; “Bundan sonra; Kim ölümü hatırlamayı çoğaltırsa dünyadan çok az bir şeye razı olur. Kim konuştuğu şeyleri amelinden sayarsa (bunu bilirse), kendisine faydası olmayan konuşmasını azaltır."

[Kitabus Samt (35) İbnül Mübarek Zühd (s.129 no=383) Ahmed Zühd (s.296) Gazali İhya (3/95) Zübeydi İthaf (7/456) Hasen.]

Kaynak: İbni Ebid Dünya, Susma ve Konuşmanın edepleri

el-Ğafûr ve el-Vedûd

7 Şubat 2021

Yüce Allah’ın (ﷻ): "O çok mağfiret eden (el-ğafûr) ve pek sevendir (el-vedûd)" (Buruc Sûresi 14) âyeti yüce Allah’ın Esma-i Hüsnâ’sından el-ğafûr ile el-vedûd isimlerini ihtiva etmektedir.

Birincisi mağfiret etmekten mübalağadır. Yani günahkar kullarının günahlarını çokça örten ve onları sorgulamayıp, affeden demektir. "El-⁄afr (merhamet etmek)"in asıl anlamı setretmek, örtmek demektir. Boyanın kiri örtmesini anlatmak üzere de bu kökten gelen kelime kullanılır. Başı örten başlığa "el-miğfer"denilmesi de buradan gelmektedir.

İkinci isim olan "el-vedûd" ise katıksız sevgi ve sevginin en latifi olan "el-vudd"den gelir. Bu şekliyle ya "fail" anlamında "feûl" veznindedir. O takdirde anlamı kendisine itaat edenlere çokça sevgi besleyen ve onlara yardım ve verdiği zaferleriyle onlara yakın demek olur yahut ta"mef’ul" anlamında feûl vezninde olup o takdirde anlamı çokça ihsanda bulunması dolayısıyla sevilen ve yarattıkları tarafından sevilmeye layık olup, kendisine ibadet etmeleri ve hamd etmeleri gereken, anlamında olur.

İbn Teymiyye, El-Akidetü'l-Vasıtiyye s.169-170

Sitemizde bulunan ve ücretsiz olarak yayınlanan içerikleri, kişisel ve ticari olmayan kullanım için indirilip, paylaşabilirsiniz. Ticari amaçla kullanmak yada youtube vb sitelerde paylaşmak için izin verilmez. Yorumlarda kullandığınız e-mail adresleri paylaşılmaz ve yayınlanmaz. Kullanıcı profil resmi, isim, soyisim, yorum ve değerlendirmeleri kişinin kendisi belirlemiş olup bunlardan dolayı bir sorumluluk kabul edilmez. Hakaret, küfür, tehdit edici, ahlak dışı, ırkçı ibarelerle yorum yapan ve bu özelliklerde profil resmi kullanan üyelerin hesapları uyarı yapılmadan iptal edilir. Sitemizde herhangi bir kurum ve kuruluşların reklamları bulunmamaktadır. © Copyright 2021 - İlliyyûn İlimYaymaHareketi / İlliyyûnTV “Bütün işlerin sonu Allah’a döner.” (Lokman Sûresi 22)